Onca Şeyin Ardından
Onca Şeyin Ardından
“Bir hevestir aldı satırları. Anlamlı veya okunmaya değer olunduklarını düşünmeden rastgele yazıldılar. Öyle ki kimileri tarafından şair ilan edildim, kimileri için onun gibi bir şeyim. Bilinen bir mahlasım da yoktur benim. Çünkü hoşlanmam, korkarım, şiir yazamam ben.
Hadsizlik edip ne zaman şiir yazmaya yeltensem satırlar, kalemimin tırabzanlarına ürkek, sinmiş, bir halta yaramaz şekilde tutunur da ne yapsam faydasız, cesaretlendiremem!
Kapkara gecenin ortasında kuşlar kendilerini bıçaklar, kısa can çekişlerini duyarım lakin kıpırdayamam! Hıçkırıklarım, içimdeki boşluğun uğultusuna karışır; yılgın, solgun yapraklarım yollara dökülür lakin bir ah edemem!
Uzanır sessizlik, demirden imal edilmiş bir karyolada çırılçıplak. Üstünü örtmeye yeltensem sanki çığlık atacak. Tahammülüm yok sessiz çığlıklara, bilirim lakin kulaklarımı tıkayamam!
Oysaki epeydir; vakit, hayatın geri kalanına karşı unutma suları, üstelik belki de son gecem olduğundan habersiz! Ben şiir yazmayı yine kazaya bırakırım.
Dedim ya!
Hoşlanmam, korkarım, şiir yazamam ben.”
Hastalığın başından son evresine kadar umutsuzluğun ve umudun bir kardeş gibi nasıl beraber yaşaması gerektiği anlara tanıklık edeceksiniz bu kitapta.
Akıcı ve yalın bir dille yazılmış, çağımızın amansız hastalığını konu alan, bu yolculukta hayattan almamız gereken derslere ışık tutan Hakan ve Feyza’nın hikâyesi...