Kıran Kırana
Kıran Kırana
Hayat parşömenine eylemleriyle ömür dairesini çizerken; insan, özün perdelerini aralamaktadır. Her yaşadığı tıpkı bir kazı gibi hakkaniyetini biraz daha açığa çıkartarak kendisi ile tanışma yolculuğudur. İstedikleri ve istemedikleri arasında gidip gelirken olanın onu götüreceği adreste bulur kendisini, bilinmezliğe açılan kapıdan cesaretle adımını içeriye attığında ancak ölümün yaşama bağlanan bir solucan deliği olduğunu idrak eder! Sonrasında yaşam ve ölüm bir inci kadar küçük ve değerli gelir. Kendisinden kurtulmuş birini kendinden çıkaramazsınız! Zira o tüm evrenin tamamı ve yokluğun siması olmuştur!
Çektiğimiz acı ve sıkıntılar, sınırlarımızı ihlâl için verilmiş fırsatlardı. O yüzden onları sevmek değil onları anlamak yolumuzun feneriydi. Her halükârda bizim için çizilen yolu takip edecektik. Memnuniyetle ya da şikayetle. Anlayarak ya da anlamayarak. Bize rağmen bizi büken zamanın öğrenmediğimiz tarafında uyanacaktık. Uyanıyorduk. Saygın gibi.
Hep yaşamış fakat ilk defa yaşıyor gibi.