Mezeci Çırağı Pirinç Hanı
Mezeci Çırağı Pirinç Hanı
“Bazı hanlar sadece taş, toprak değildir.
Bazı çocukluklar sadece geçmişte kalmaz.
Ve bazı babalar hiç ölmez…”
1970’li yılların Bursa’sında, Pirinç Hanı…
Çınarın gölgesinde bir araya gelen bir avuç esnafın yoksulluğunun, dostluklarının, kavgalarının, aşklarının, kahkahalarının mekânı…
Ve bütün bunlara sessizce tanıklık eden, henüz oyunla işi ayırt edemeyen küçük bir çocuk…
Ücretsiz iş gücü: Mezeci Çırağı Özkan.
Üç tekerlekli seyyar arabasıyla hayata tutunan babasının yanında sadece çalışmaz, kaydeder.
Pirinç Hanı’na sığan yoklukla örülü büyük hayatlar, Mezeci İsmail Hakkı’nın masasında demlenirken;
O sessizce izler, öğrenir, büyür…
Mezeci Çırağı, bir çocuğun tertemiz kayıt alanından süzülen, gerçek ile düş arasında o yıllara açılan bir kapı.
Özkan İrman’ın kaleminden bir hanın avlusunda başlayan ve sarsıcı bir sonla kalbinizde iz bırakacak bir yolculuk…