Leyla
Leyla
Leyla, çocukken önce annesini, sonra babasını
kaybetti.
Sonra da kendi sesini…
Bir fırının gölgesinde büyüdü. Sessizdi.
Derken bir adam çıktı karşısına: Kemal.
İlk defa birinin gözünde yuva gördü.
Taşlardan bir ev yaptılar. Hayallerini içine koydular.
Sonra Kemal gitti.
Geriye, Leyla’nın tek başına yaşadığı sessiz ev ve
bir gün kapısında beliren yaralı bir köpek kaldı.
Ona “Tekgöz” adını verdi.
Ve belki de o gün, Leyla yeniden bakmaya başladı
hayata… Ama geçmiş kolay kolay peşini bırakmadı.
Köyün dedikoduları, uzaklardaki bir mandıra, soğuk
geceler, sıcak rüyalar… Ve hâlâ dönmeyen biri.
“Leyla”, sevdiğini bekleyen bir kadının değil,
Kendini arayan bir ruhun hikâyesi.
Bu sessizliğin içinde yankılanan her cümlede, belki
de senin adın gizli.