Ağırlaştırılmış Muhabbet
Ağırlaştırılmış Muhabbet
Sorular çoğaldıkça cevaplar azalır demiştim. Bu durum sorunlar için de geçerli sanırım. Sorunlar çoğaldıkça dermanlar azalıyor.
Böyle olunca da “Ben fazla kelime bilmem. Bilmem azdan çok anlar mısınız?” diyen rahmetli Neşet ERTAŞ’ı daha iyi anlamaya başlıyorum. Derman, deva, çare, çözüm; bunlar kardeş gibi.
Yalnızlaşmak mı yoksa kalabalığa karışmak mı? Cevabı merak ettiğim zamanlarda çareyi yeri geldiğinde yalnız hissettirecek yeri geldiğinde de çok olduğunu hissettirecek makul kalabalık olarak buluyorum. Bunun zor olduğunun farkındayım.
Birden daha çok, çoktan biraz az işte. Söylediğim, Neşet Baba’nın azından daha çok mu bilmiyorum ama şimdilik anladığım bu? Bir başıma değilim.
Dünyaya yetecek kalabalığım da yok. Güzel gözlü bir tekir kedisine mama, saksıdaki açelyaya su verirken gönlümdeki papatyaya gülümsüyorum. Parmaklarımın arasındaki kehribar tesbihin tanelerinin karşılığı sayılar toplamından daha fazla.
Parmaklarımın arasındaki sabır, avuçlarımdaki şükür. Çektikçe çoğalıyor.