Türk Tarihinde Lider Kadınlar
Türk Tarihinde Lider Kadınlar
Türkler, târih sahnesine çıktıkları günlerden îtibâren “Töre” denilen hukuk sistemini tatbik edegelmiştir. Töre; bir toplumda yazılı olmayan, gelenekleşmiş kanun ve kaideler bütünüdür. İki önemli unsuru vardır. Devlet ve âile. Âile esâsen devletin en küçük fakat çok önemli birimidir. “Küçük” olmakla birlikte devletle aynı öneme sâhiptir. Bilinmekte ve inanılmaktadır ki âiledeki bozukluk önlenemez ise, devletin dağılması ve yıkılması tehlikesi belirir.
Türk töresinde kadının âiledeki yeri büyük ve önemlidir. Toplumda kadın annedir, şefkattir, fedâkârlığın simgesi, âilenin temelidir. Çoğu zaman değil, her zaman her gözün nuru, hayatın can damarıdır. Evin yönetiminde olduğu kadar devletin yönetiminde de söz sâhibidir. Gerekktiğinde savaşlara katılır, komutanlık vazifesini üstlenir.
Bu gerçekleri, destanlarımızdan, efsânelerimizden öğreniyoruz.
Destanlar ve efsâneler, bir milletin târihin derinliklerinden günümüze süzülüp gelen sosyal ve kültür hayatının aynasıdır. Çünkü destanlar, günlük hayatta yaşanan olayların, edebî sanatlardan biri olan “mübalâğa” ile alâka çekici hâle getirilip, hafızâlara yerleştirilmiş şeklidir.
Türk milleti târihinin hiçbir döneminde kadın-erkek ayrımı yapmadığı gibi, zaman zaman kadın erişilmesi zor ve üst seviyede saygıya lâyık bir varlık olarak kabul edilmiştir. Batılıların mitoloji olarak adlandırdıkları hikâyelerde ise hikâyenin kahramanı kadın, başroldeki erkeğin annesi, eşi olabiliyor. Diğer antik mitolojik eserlerde kadın, baştan çıkaran, erkekleri eğlendiren, şeytanî ve nefsanî duygulara hizmet eden varlık olarak takdim edilir.