Nietzsche’nin Cini
Nietzsche’nin Cini
"Yaşadığın bu hayatı, hiçbir saniyesini değiştirmeden, sonsuz kere yeniden yaşamayı ister miydin?"
Yetmiş dokuz yaşındaki Felsefe Profesörü Murat Gökmen, geçirdiği kalp krizinin ardından kendisini hastane odasının beyaz ve soğuk duvarları arasında bulur. Bedeni bir makineye bağlı, pasif ve çaresizdir. Ancak zihni, hayatının en kritik sınavına hazırlanmaktadır. Bilincinin sınırlarında beliren gizemli bir kadın sesi, ‘Nietzsche’nin Cini’ olarak, ona tam da bu soruyu sorar: Bengi Dönüş'ün o ağır yükünü, tüm pişmanlıklarınla, acılarınla ve sevinçlerinle kabul edebilir misin?
Murat Gökmen, bu varoluşsal sorgulamanın ortasında, geçmişe doğru baş döndürücü bir bilinç yolculuğuna çıkar. Çocukluktaki terk edilmişliğin derin yaraları, ilk büyük aşkı Nermin’in ihaneti, hayatının aşkı Beyza ile kurduğu denge ve kızı Eylül’e olan koşulsuz sevgisi… Tüm bu anılar, birer hesaplaşma gölgesi gibi onu takip ederken, geçmişten gelen sarsıcı bir sır, hastane odasında somut bir yüzleşmeye dönüşür.
Bu Novella, sadece bir profesörün ölümle dansını değil, aynı zamanda her insanın kalbindeki affetme yeteneğini, özgür irade ve kader arasındaki ince çizgiyi sorguluyor.
Eğer tüm hataların, tüm yıkımların ve tüm güzelliklerinle hayatına kocaman bir “Evet” diyebilecek cesareti bulabilirsen, kapını çalan o Cin’e sen nasıl cevap vereceksin?