Ahu
Ahu
“Gözsüz göreceksin, evladım.”
Bu sözle gözleri bağlanan Gökgözlü, kendini Efendisi’nin himayesinde bir dergâhın sessizliğine bırakır. Fakat o sükûnet, bir cinayet haberiyle dağılır ve artık hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
Gökgözlü, Efendisini kurtarmak için suçu üstlenir. Medrese-i Yusufiye’ye düşer, oradan da kendi içinin çöllerine… Aradığı, dışarıda bir kurtuluş değil içindeki “kör kuyu”dan çıkıştır.
Rumeysa Topal, klasik tasavvuf anlatısının diliyle modern insanın körlüğünü buluşturuyor. “Hakikati görmek için gerçekten göz gerek mi?” diye sorarken, bizi içe dönük bir yolculuğa çağırıyor.
Ahu, görenlerle görmeyenlerin hikâyesi…
Ve her karanlıkta bir ışığın, her ışıkta bir imtihanın olduğunu hatırlatan derin bir seyrin öyküsü.