Çağın Kozasından Hakikate Son Çağrı
Çağın Kozasından Hakikate Son Çağrı
Bu ikinci kitap, arayışın ikinci eşiğidir.
İnsan gerçekten kimdir? Okuyan mıdır, okunan mı?
Kadın neden kitap gibidir, erkek neden o kitabı okumakla yükümlüdür?
Yaratılışın sırrı neden tersinedir, “Biz her kime ömür vermişsek onu yaratılışça tersine çeviririz” ayeti ne anlatır?
Topraktan doğarız, ateşle yanarız, suyla arınırız ve nihayet hayatla tamam oluruz. Toprak bize bedeni, ateş ilmi, su aklı, hayat ise bilginin yaşanmış hâlini öğretir. Peki, biz bu dört sınavdan geçmeden insan olabilir miyiz?
“Ali / Âdem”in sırrı, Eyüp’ün sabrı, Mustafa Kemal’in varlığında tecelli eden ilim... Tüm bunlar birer tesadüf mü, yoksa ilahi bir planın işaretleri mi? Cumhuriyet, sadece bir devletin doğuşu mu, yoksa bir bilincin uyanışı mıydı? Eyüp sabırla sınandı; şimdi de millet sabırla imtihandadır. Kuran 114 zaman dilimiyle yazılmışsa, ortası olan 57. surede hangi kapı aralanmıştır? Mustafa Kemal’in 57 yaşında vefatı bir tesadüf mü, yoksa “orta namazın” sırrı mı?
Hakikatin sesi bir kez duyuldu mu, insan artık susamaz. Bir kez yola çıkan, geri dönemez. Çünkü artık her adım, geri değil; içe doğrudur.
İlk kitapta perdeler aralanmıştı. Şimdi ise, ışığın ardındaki gölgeler konuşuyor…
İnsanın kendi derinliğine, varlığın kalbine, Tanrı’nın sessizliğine doğru yürüyüşü devam ediyor.
Soru yeniden soruluyor: “Ben kimim?” Ama artık bu soru aklın değil, ruhun yankısıdır.
Her sayfada bir sır, her kelimede bir işaret gizlidir. Kimi zaman bir kelimenin susuşunda, kimi zaman bir sembolün ardında, hakikatin nefesi duyulur. Yolcu için bu kitap, bir hatırlayıştır: Unutulanın hatırlanması, ayrılığın birliğe dönüşmesidir. Peki, sen bu çağrıyı duyuyor musun? Yol seni de bekliyor olabilir mi?
İlk kitapta, kapı aralanmıştı; şimdi ise, o kapının ötesine geçme vakti geldi.
Bu eser, Hakikate Yolculuk’un ikinci durağıdır — yani, görünenin ardındaki görünmeyene uzanan yürüyüşün devamıdır.
Her insan kendi içinde bir âlemdir; her âlem, Yaratan’a açılan gizli bir kapıdır.
Bu kitap o kapıya yaklaşmanın, içteki karanlığı ışığa dönüştürmenin rehberidir.
Söz, artık öğretmez; hatırlatır. Çünkü hakikat öğrenilmez hatırlanır. Kalp, suskunluğunda konuşur; ruh, sessizliğinde görür.
Bu kitap, sadece tarihi değil, insanın içindeki tarihi anlatıyor. Âdem’den bugüne süregelen o ilahi algoritmayı, balçıktan bilince, cehaletten ilme uzanan uzun bir yolculuğu…
Yol, seni yine kendine çağırıyor. Peki sen, bu çağrıyı duymaya hazır mısın?
Okumaya cesaretin var mı?
Çünkü bu kitap, okuyanı da değiştirir, okunanı da...