Kölelik Tarihi 4 Orta Çağ'da Köle, Serf ve Korsan
www.okupaylas.com
Kölelik Tarihi 4 Orta Çağ'da Köle, Serf ve Korsan
...
0.0 / 5
0 değerlendirme
Yayın Yılı 2025
Sayfa 304 sayfa
Dil TÜRKÇE
Yayınevi KDY AKADEMİ (KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK)
ISBN 9786256727304
Görünüm 3
Favoriler

Bu kitabı 0 kişi favorilerine ekledi.

Favorilere eklemek için giriş yap
Hayatımı Değiştiren Kitaplar

Bu kitabı 0 kişi "hayatımı değiştiren kitap" olarak işaretledi.

Bu listeyi kullanmak için giriş yap
Bu kitabı okuyan diğer kişiler

Bu kitabı okuma listesine ekleyen ilk kişilerden biri olabilirsiniz.

Kitap Takası
Takas yapabilmek için giriş yapın.

Kölelik Tarihi 4 Orta Çağ'da Köle, Serf ve Korsan

Kölelik Tarihi 4 Orta Çağ'da Köle, Serf ve Korsan

0.0
0 değerlendirme

Orta Çağ toplumlarında kölelik olarak tanımlanmayan, fakat modern okuyucuya kölelik benzeri durumlar olarak görünebilecek pek çok konum ve statü mevcuttu. Borçlanma vakalarıyla ilgili düzenlemeler çoğu zaman alacaklı ile borçluyu efendi - köle benzeri bir ilişki biçimine sürükledi. Askerler, kralın veya komutanın emriyle kilit altında tutuldu; bireysel özgürlüklerinden mahrum edildi. Bazı evlilik biçimleri ve hatta ebeveyn-çocuk ilişkileri, köleliğe benzer bir tarzda gelişti. Yaygın serflik sistemi de dikkate alındığında açık ve net bir şekilde başka bağımlılık biçimlerinden ayrıştırılabilen bir kölelik tanımına ulaşmak oldukça zor görünmektedir.

Orta Çağ’da Batılı veya Doğulu hiçbir toplum, Eski Roma’da ve Amerika sömürgelerinde görülen tarzda köleci bir yapıya sahip olmadı. Kölelik, hiçbir zaman toplumsal yapının belkemiğini oluşturan bir kurum hüviyetine bürünmedi. Köleler var olsa da Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney eyaletlerinde olduğu gibi ekonominin işleyişi bakımından merkezi bir önemde değildiler.

Yeni Dünya’nın sömürge rejimlerinde kölelik hem ekonomik bir sistem, hem hukuki bir statü, hem de toplumsal bir fenomendi. Bu bakımdan kölelik olarak adlandırılmasında ihtilaf yoktu. Orta Çağ toplumlarında ise bu üç özellik bir arada bulunmaz. Roma veya sömürgecilik çağının deneyimine en yakın köleci rejim, ilginç biçimde Doğu’da, Abbasi ülkesinde ortaya çıktı. 9. yüzyılın ikinci yarısında Basra bölgesinde büyük çiftliklerde bir araya getirilen Afrikalı erkek köle toplulukları ağır çalışma ve barınma koşullarına mahkum edildi ve sistem, çok geçmeden “Zenc İsyanı”yla tepetaklak oldu.

Çağın kölelik rejimlerinde hür ile köle kutupları arasında geniş bir yelpazede farklı derece ve şiddette hissedilen esaret kategorileri mevcuttu. İnsanoğlunu alıp satmaya dayanan, onu taşınır mal durumuna düşüren klasik kölelik, bu kategorilerden sadece bir tanesidir. Serflik, en yaygın kategoriyi oluşturduğu içindir ki bu çağa özgü bir esaret biçimi olarak tanındı. Kölelik kurumunun serfliğe evrilmesi sadece Batı Avrupa’ya özgü bir fenomen olmadığı gibi Orta Çağ’la sınırlı kalmış da değildir. Örneğin Rusya’da ve Japonya’da kölelikten ziyade serflik sistemleri egemen oldu. Rusya’da yoksul tabaka serflikten kurtulmak için gönüllü köleliğe geçiş mücadelesi verirken Batı Avrupa’da sistem ortadan kalkalı yüzyıllar olmuştu.

Bin yıla yayılan bir süreçte köleleştirme faaliyetleri belli aralıklarla canlandı, şiddetlendi ve bir kasırga gibi geniş coğrafyaları silip süpürdü. Vikingler İrlanda Denizi’nde ve Doğu Avrupa’da zincire vurdukları insanları Bizans ve Arap dünyasından Çin’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada köle pazarlarına sevk etti. 13. yüzyılda benzer çapta bir faaliyet Moğollar tarafından icra edildi. Köle anlamında İngilizcede slave, Fransızcada esclave, İspanyolcada esclavo, Portekizcede escravo, Arapçada sakâlibe kelimelerinin yaygınlaşmış olması Erken Orta Çağ’dan itibaren Slav halklarının geniş çaplı köleleştirme operasyonlarına maruz kalmasından kaynaklanan bir durumdur.

Kilise umut ışığı olamadı. Dünyevi lordlarla beraber arazilere ve kölelere sahip olan ruhani lordlar, kölelik ve serflik sistemlerinden çıkar sağladı. Kilise’nin kışkırttığı Haçlı Seferleri sonucu Batı Avrupa pazarları Müslüman kölelerle doldu taştı. Avrupa’nın bu büyük askeri macerası, sağ salim geri dönenlerin getirdiği yeniliklerle feodal sistemin sarsılması gibi bir sonuca da yol açacaktı. Haçlılar sadece Müslümanları hedef almadı. Hizipçi olarak görülen Rus ve Yunan kiliselerine mensup Doğulu Hıristiyanları ve özellikle kadınları da aynı şekilde zincire vurdular.

Rusya’da yaşananlar, adı konulmamış kölelik biçimlerinin klasik ve yasal köleliğe nazaran pratikte kitlelere daha katlanılmaz, daha ağır geldiğini göstermesi bakımından önemli. Geniş kitleler, iki zulüm arasında köleliği tercih etti. Çar bunu fark ettiğinde köleliği yasakladı. Köylüleri toprak sahiplerinin hizmetine vermek için, emek sömürüsünü kolaylaştırmak için köleliğe karşı bir politika izledi. Rusya’da serflik, bir toplum mühendisliği projesiydi.

Yorumlar 0
Yorum yapmak için giriş yapın.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
www.okupaylas.com
Hata bildir