Aklın Son Sürümü
Aklın Son Sürümü
Bu yolun bir başı bir sonu yok. Sen ve ben varız sadece… Bu yol bile yok aslında! Tam ortada bir aşk; ikimize ait… Dokununca seni nefessiz bırakacakmış gibi iliklerine kadar hissettiğin alevsiz bir yangın...
Kemiklerin kırılıyor, vücudunda yaralar çıkıyor, çıbanlar patlıyor, her yerinden irinler akıyor! Ama bunu bir tek sen ve ben görüyoruz! Çatlıyor bedenin!
İçinden binlerce ah çıkıyor, acı bir ağıt kopuyor yüreğinde! Çatlakların içinden içeri yavaş yavaş süzülen ışık huzmeleri, “‘Yol ver,” diyor, “yol ver merhem olayım yarana!”’ direniyorsun, “Ben hallederim,” diyorsun ama nafile. Bu beden bir savaşı daha kaldıramaz!
Zaten her yerinden sızan acılar sana yakarışta: “‘Dene, bir kere de bunu dene! Ne kaybederiz?” Bir çuval gibi yere yığılan bedenin dizlerine ağır geliyor, titriyor her yerin. “Güm” diye bir ses duyuluyor.
Kolların iki yanına aşağıya doğru sarkmış, başın öne eğilmiş, bir suçlu gibi diz çöküyorsun. Al beni, beni al ve bitsin bu işkence! İçeriye sızan her ışık yavaş yavaş seni ele geçiriyor.
Bunun bir savaş değil de bir barış olduğunu anlıyorsun o an! Tüm çatlaklarından yeniden yeşeriyor, yeniden doğuyorsun. “Oh be dünya varmış, ne çok üzmüşüm kendimi,” diyorsun.
Yeniden başlıyorsun her şeye!