Çürümüş Kavun Dolu Kasalar
Çürümüş Kavun Dolu Kasalar
Ne tuhaf anılarımız. Ne tuhaf seni artık neredeyse hiç görmüyor olmam. Kapıyı açtığındaki çocuk suratında en son seni gördüğümden bir milyon fazla çizgi. Galiba hiç yaşlanmayacaksın, derken riyakârlık mı ediyorum, inkâr mı?
İçeri geçince evimizi değiştirdiğini fark etmiyorum bile. En son ne zaman gelmiştim? “Nasıl, beğendin mi evi?” diye sorduğunda “İyi,” diyorum. “Hatırladığım gibi değil.” Yalan da değil hani. Hiç hatırladığım gibi değil, hatırladığım gibi olsa annem beni bayıltıp ayaklarıma çoktan terlik geçirmişti bile.
Düşünceler benim kara deliğim, içerden gelen ayak sesleri yolda düşürdüğüm çınlamayı gelip kiraz gibi asıyor iki kulağıma şıkır şıkır. Midem bulanmakla kazınmak arasında bir yerde. Ne desen ne yapsan bin tane anı dayanıyor kapıya: Aç!