Issız Deniz
Issız Deniz
Şeyda, evdeki işlerini hallettikten sonra dışarıya çıktı. Önce markete uğrayıp evin ihtiyaçlarını aldı. Marketten sonra pastaneye uğrayıp, giderken Hakan’a götürmek üzere şöbiyet aldı. Eve geldiğinde ikindi vakti olmuştu. Aldıklarını yerlerine yerleştirdi. Akşama daha vakit vardı. Kendisine bir ıhlamur çayı yapıp balkona geçti. Bugün hava yine kapalı idi. Sahil bomboştu, fakat deniz kıyısında bir hareketlilik olduğunu fark etti. Kış aylarındaki ıssızlığına, sessizliğine tezat bir şekilde sesler yükseliyordu. Yükselen sesler, anlaşılmıyordu. Fakat seslerin tonunda bir telaş, bir tedirginlik, bir korku yansıyordu. Sesin geldiği tarafa doğru başını çevirince yazın Boğsak koyuna, Dana adasına tur düzenleyen teknelerden birinin oraya doğru yaklaşmakta olduğunu fark etti. Tekne yaklaştıkça sesler de yükseliyordu. Kulak kabartınca;
“İşte orada, bakın işte orada. Dalgalarla kıyıya çarpıp duruyor. Bu bir insan, bu bir insan. Bu bir kadın olabilir!?”, şeklinde sesler netleşmeye başlamıştı.
“Neler oluyor, hayırdır inşallah?”, diyerek tedirgin bir şekilde yerinden kalktı Şeyda.
Cam balkonun kanatlarından birini açarak başını dışarıya uzattı, fakat net bir şey göremedi. Teknenin kaptanı ile birlikte teknedeki insanlar, aşağıya inmişti. Ne gördüklerinden emin olmak istiyorlardı. Kıyıya vuran bir kadındı. Öncelikle, kadının yaşayıp yaşamadığından emin olmak isteyen kaptan, kadının nefesini kontrol etti. Atar damarına ve nabzına baktı. Maalesef, kadın nefes almıyordu. Onun üzerine teknenin kaptanı, polisi ve ambulansı arayıp durumu bildirdi.