Pazularının Bilekleriyle Bir Olması
Pazularının Bilekleriyle Bir Olması
Bir kadının aynaya değil, doğrudan içine bakma çabası.
Ama hangi iç?
Sabah ritüelleri bardak kırıklarıyla başlıyor, akşamlar kendini salona atmamak için sayısız taktikle sürüp gidiyor. Kaldırımlarda yürümemeyi kendine kural bellemiş, süpürgeyle değil de geçmişle savaşan bir karakter var bu romanda. İsmini söylemeseniz de olur, çünkü o zaten kendisine yeni isimler, yeni gerçeklikler bulmuş durumda.
Kimi zaman bir kuşun gözünden bakıyor hayata, kimi zaman bir doktorun kaleminden dökülen mürekkepte boğuluyor.
Her gün biraz daha çoğalan çentikler, arka arkaya yutulan haplar, kuğularla dolu cennet bahçeleri... Belki de hepsi sadece bir hayal.
Belki de hayal sandığınız her şey gerçeğin ta kendisi.
Pazularının Bilekleriyle Bir Olması, alışılmış roman çizgisinden çok uzakta bir yerde, kendi kulvarında akıyor. Mizahla deliliğin, şiirsellikle psikolojinin iç içe geçtiği bu anlatı, okuru alışılagelmiş dengelerin dışına çekiyor.
Gerçekliği kıran bir kadının, bütün parçalarıyla hayatta kalma çabasını izlerken, bir yerlerde kendi aynanızı da göreceksiniz.
Çünkü bazı hikâyeler sadece okunmaz; yaşanır, katlanılır, aşılır.
Ve bazı karakterler... unutulmaz.