Bir Şehrin Göç Hikayesi
Bir Şehrin Göç Hikayesi
Bir yanda İkinci Dünya Savaşı’nın sebep olduğu kıtlık, yokluk ve sefalet…
Diğer yanda heyelanın getirdiği korku, panik ve heyecan…
Tek parti döneminin sıkıntıları…
Yurtta ve dünyada gelişen olaylar…
1920’li yılların anlatıldığı “Millî Mücadele Destanı: YANGIN”ın yazarı, bu romanda da 1940’lı yılların kıtlık, yokluk, korku, panik ve kaygı dolu; ama dostluğun ve dayanışmanın zirve yaptığı o muhabbet dolu günlere götürüyor sizleri…
O günleri yaşayanların özlem, sonraki nesillerin ise merak duydukları buram buram kahve ve kekik kokan günlere…
Terk edilmiş, unutulmuş, bugün artık kaldırılamayacak bir dev cenazesine dönüşen taş yığınları ve diken tarlaları arasında; ayva ve nar ağaçlarıyla süslü, geniş avlulu, kırmızı kiremitli, beyaz badanalı, cumbalı ve hayatlı evleri… örs ve çekiç seslerinin yankılandığı dükkânları… gürül gürül akan mermer çeşmeleri… cami ve minarelerin dev gölgeleri arasında, iki kanatlı büyük tahta kapıların ve yüksek duvarların çevrelediği dar döşeme sokaklarda cıvıl cıvıl oynayan çocukları ve ıslıkla çaldıkları o güzel türküleri dinleyerek, bambaşka dünyalara doğru kanatlandırıyor sizleri…