Gönül Sırdır
Gönül Sırdır
Gönül... Adı dilde, yeri seste, kendisi gizde bir misafir. insan, onun içimizde olduğunu bilir ama tam yerini gösteremez. Kalpten derin, akıldan sessiz, ruhtan ince bir varlıktır o. Gönül, kimi zaman bir suskunlukta açılır. Kimi zaman bir dost bakışında... Bazen bir kuşun kanadına takılıp gelir, bazen bir kelimenin ucuna ilişir. Ve hep, en çok sustuğumuz yerde konuşur.
Kalp duyar ama gönül bilir. Kalp sever ama gönül teslim olur. Kalp çırpınır ama gönül bekler. Kalp dünyaya aittir, gönül bir başka aleme. Çünkü gönül, Rabb'in nazar ettiği yerdir.
Orası temizse, hayat da berraktır; orası kararmışsa, insan kendine bile yabancıdır.
Gönül kırılır ama kırdığını bilmezsin. Çünkü ses etmez. Ah etse de duyulmaz çoğu zaman. O yüzden gönül incitilmez, incitilmemeli. Gönül, nazlı bir sır gibi taşınmalı. Kimsenin gönlünde ne taşıdığını bilemezsin. Belki bir dua, belki bir sızı, belki de içinden hiç çıkmamış bir isim ... Ve ne gariptir ki gönül, en ağır olanı bile sessizce taşır. İnsan gönlüyle insandır.
Gönlü geniş olan, dünyayı dar bulmaz. Gönlü dar olan ise, sarayda bile soluk alamaz. Bir ömür gönül kazanmakla geçer. Çünkü gönül, bir kez açıldı mı, orada bir ömür barınmak mümkündür. Ama bir kez kapanırsa, ne söz yeter ne zaman ...
Ve belki de bu yüzden, gerçek yolculuk kalpten gönüle, gönülden Hakk'a doğru olandır.