Onlar Güneşin Çocuklarıydı
Onlar Güneşin Çocuklarıydı
Onlar, kimilerine göre Güneşin Çocuklarıydı. Çünkü onlar demokratik, lâik, bilimsel; eşitlikçi ve özgürlükçü bir eğitimin öğretmenleri olacaktı. Çünkü onların (yaşamları çalınan) öğretmenleri de Baş Tanrı Zeus’tan ateşi çalan Prometheus gibi ışık taşıyıcısı öğretmenlerdi. Bu nedenle, tiranların kamçılı öfkesiyle söndürüldüler. Oysa Alfred Goethe, bu cellatlara inat, ölüme giderken “Işık, ışık… Daha çok ışık” demişti.
Çünkü Platon’dan bu yana, demokrasinin ancak bütün ışıkların yandığı bir iklimde ve bilimin aydınlığında tomurcuklanıp ancak bağımsız bir ülkede açacağını biliyordu büyük yazar.
İşte bu nedenle, onlar, emperyalizme karşı Denizlerin yeniden açtığı, Mustafa Kemal’in ‘Tam Bağımsız Türkiye’ yolundan yürüdüler. Eğitimin Kurtuluş Savaşı’nda, üç öğretmenlerini şehit verirdiler.
Şimdi sormak gerekmez mi?
“Ölümsüzlük” varsa gerçekte ölen kim, yaşayan kim?”(*)
(*) Celalettin Can,78’liler Girişimi Sözcüsü