Kuyruğu Kopmuş Kertenkele
Kuyruğu Kopmuş Kertenkele
Alışılmışın dışında bir öykü bu.
Bir kertenkelenin hayatta kalmak uğruna kendi kuyruğundan vazgeçmesi gibi… Tehlike anında arkasında bırakıp gittiği o parça, onun kurtuluşu, onun devam edebilme gücü.
Peki ya insan?
Hayatta kalmak uğruna, kalbinin bir köşesini sessizliğe gömebilir mi?
Bir duyguyu susturup, başka bir hissi büyütmeyi seçebilir mi?
Bazen bir hayali gömeriz içimize, bazen bir cümleyi...
Çünkü yaşamak, her zaman tamamlanmakla değil, bazen eksik kalmayı kabullenmekle mümkün olur.
Vazgeçmek…
Kimi zaman bir eşyadan, kimi zaman bir hayalden, bazen de bir insandan. Yaşam dediğimiz şey, geride bırakabildiklerimizle şekillenmez mi zaten?
Bu roman, bir evin içinde yıllarca aynı havayı soluyan ama birbirine hiç dokunamayan iki insanın hikâyesi.
Aynı sofrada oturup farklı acılarla susan, aynı çatı altında ama farklı duvarların arkasında yaşayan iki arkadaşın…
Paylaştıkları çok şey varmış gibi görünse de aslında hiç dokunmamışlar birbirlerinin yaralarına