Türkler Hakkında Gördüklerim ve Duyduklarım (Mesaliku'l Ebsar)
Türkler Hakkında Gördüklerim ve Duyduklarım (Mesaliku'l Ebsar)
Dikkat edilirse Türkler hakkında yazılan kitapların büyük bir kısmı hep onların fetihlerinden, savaşlarından, vurdu-kırdılarından söz eder, fakat bu milletin sosyal hayatına pek değinmezler. el-Ömerî’nin diğer tarihçilerden farkı ise Türklerin sosyal yaşantılarına çok geniş yer ayırmasıdır. Onun Hindistan’daki Tuğluk Şahlar, Cengizîler, Orta Asya, Harezm, Deşt-i Kıpçak ve Anadolu Türkleri hakkında verdiği bilgiler kendinden önce yazılmış coğrafya kitaplarından, o bölgelere seyahat edenlerden bizzat dinlediklerinden ibarettir. Fakat özellikle Mısır ve Suriye’deki Memluk Türkleri hakkında yazdıklarının çoğu bizzat şahit olduğu olaylardır. Bu özelliğiyle Türk tarihi üzerine çalışanların başucundan ayıramayacakları bir kaynak olma niteliği taşımaktadır.
Mâverâünnehr sakinlerinin alicenaplığına gelince, bütün ülke bir aile gibidir. Eğer biri diğerinin evine giderse, kendisini kendi evindeymiş gibi hisseder. Eğer evlerine bir misafir gelirse, hiçbir yüksünme duymadan onun ihtiyaçlarını karşılamak için ellerinden geleni yaparlar. Bunu yaparken ağırladıkları kişinin kim olduğuna bakmaz, bunun için herhangi bir karşılık beklemez, sadece asalet ve zenginliklerini göstermek isterler. Herkes elinden geldiğince ve gücü nispetinde misafirini ağırlamaya çalışır. Bütün gün kapısını çalacak birine karşı hazırlıkla meşgul olur; ikramda bulunacağı birinin kapısını çalmasının özlemi içindedir. Mahallelerine bir yolcu geldiğinde onu kapıp misafir etmek için birbirleriyle yarışırlar.
Servet ve para sahibi olanlar, genellikle paralarını kendi zevkleri ve Allah’ın hoşnut olmayacağı şeyler uğruna ve birbirleriyle yarışmak için harcarlar. Mâverâünnehrli zenginler ise genellikle paralarını okullar, hanlar ve yollar yaptırmak için harcarlar.