İnsan Düştüğü Yere Benzer
İnsan Düştüğü Yere Benzer
Dört Duvar Arasında Çürüyen Bir Bedenin Değil, Küllerinden Doğan Bir Ruhun Otopsisi
Hayatın, tanıdık bir kapı zilinin çalmasıyla bir anda sona erebileceğini hiç düşündünüz mü? "İnsan Düştüğü Yere Benzer", tam da o anda başlayan, anestezi olmadan yapılan bir ruh otopsisinin kan donduran raporu. Bu, bir hapishanenin değil, tüm yalanları, unvanları ve sahte derileri üzerinden kazındığında insandan geriye ne kaldığının hikayesi.
Aydın'da sıradan bir akşam yemeğinde, bir "kardeş" ihanetiyle başlayan bu yolculuk , sizi Bursa E Tipi Cezaevi'nin B17 koğuşu denilen gerçek cehennemine sürüklüyor. Burada adalet, en güçlü olanın anlattığı bir masal; hükümler ise bir plazma ekranın cızırtılı sesinden dökülen beş saniyelik bir veri paketidir.
Kurtlar, Kuzular ve Kardeşliğin Gerçek Anlamı
Bu duvarların arasında "dost" kelimesinin anlamını yeniden sorgulayacak, sırtınızdaki ilk hançer izlerini hatırlayacaksınız. Ancak bu enkazın derinliklerinde, kan bağından daha güçlü, kurşun yediğin adamla aynı siperde kurulan bir kardeşliğin doğuşuna tanık olacaksınız. Öyle bir kardeşlik ki, bir buçuk yıllık bir hasretin sonunda, gözyaşlarıyla ıslanan bir parça Eti Karam çikolata, hayattaki en büyük mutluluğa dönüşebilir.
Bu kitap, sayfalarında size bir hikaye anlatmıyor; sizi bir enkazın içine, kendi duvarlarınızla yüzleşmeye davet ediyor. Özgürlüğün kaçabileceğin bir yer olması demek olmadığını, asıl özgürlüğün artık hiçbir yere kaçmak istememek olduğunu anlayacaksınız.
Şimdi nefesinizi tutun değerli okur. Çünkü içeri giriyoruz. Ve unutmayın, en değerli elmaslar, en büyük enkazların altında bulunur. Murat Yılmaz'a, Yusufcan Erdoğan'a, Safa Yüksel'e, Kaysı'ya, Yasin'e ve nicelerine şükranlarımla.. Özgür Günlerde..